Eski bir mutasarrıf ve hayatını onuruyla yaşamayı şiar edinmiş bir devlet memurudur. Görevinden emekli olduktan sonra çevresindeki ahlaki çöküşe direnmeyi amaçlayarak Altın Yaprak Anonim Şirketi'nde çalışmaya başlar, ancak patronunun ahlaksızlığına göz yumamayarak istifa eder. Bu onurlu duruş, ailesinin ekonomik olarak çökmesinin fitilini ateşler. İstifasından sonra büyüyen çocuklarının lüks ve asri yaşama olan arzuları, eşi Hayriye Hanım'ın kışkırtmaları ve büyük oğlu Şevket'in hapishaneye düşmesiyle adım adım tüm otoritesini kaybeder. Evinde dönen rezaletlere katlanamayıp evlatlarını birer yaprak gibi kaybedişini çaresizce seyreder. Romanın sonunda inme (felç) inerek hastalanır ve bütün o inatçı ahlakını yitirerek 'düşmüş' kızı Leyla'nın lüks evinde sığıntı bir hayata razı olur. Kendi dürüstlüğünün kurbanı olan trajik bir figürdür.
Otuz yaşına kadar Dahiliye kalemlerinde memurluk yapmıştır. Kız kardeşi ve annesinin ardı ardına ölümü üzerine İstanbul'dan soğumuş, Anadolu'da çeşitli mutasarrıflıklarda 25 yıl gurbette dolaşmıştır. Hiç rüşvet yememiş, temiz kalmış ancak bu yüzden çocuklarına maddi bir güvence bırakamamıştır. Kırkına yaklaşırken arkadaşlarının baskısıyla Hayriye Hanım'la evlenmiştir.
Eskiden tertemiz giyinen, titiz ve saygın bir görünüme sahiptir. Emeklilik ve fakirlik günlerinde pantolonunun dizleri sarkmış, ceketinin dirsekleri aşınmış, bakımsız ve kederli bir ihtiyara dönüşür. Romanın sonunda hafif nüzül (felç) inmiş, çenesi çarpılmış, ayağını sürüyerek yürüyen, boynu bükük çelimsiz bir yapıdadır.
Fikret
Benzer karakterde olmalarına rağmen birbirlerini hayal kırıklığına uğrattıklarını bilirler.
Şevket
En çok umut bağladığı, felaketini en derinden hissettiği oğludur. Suçuna rağmen en derinden anlaştığı tek kişidir.
Leyla, Necla
Onların asri ve yozlaşmış arzularına hiçbir zaman yetişemez, onları yabancı birer tür gibi izler.
Hayriye Hanım
Evliliklerinin son döneminde birbirlerine yabancılaşırlar. Ali Rıza Bey, eşinin materyalist heveslerinden tiksinir.