İkinci Abdülhamit devrinin önemli devlet adamlarından, sadık, nazik ve hassas bir eski zaman beyefendisidir. Gençliğinden beri babasından kalan mirası itinayla korumuş ancak üzerine bir şey eklememiştir. Hükümet işlerinden tiksinerek köşesine çekilmiş, 'İstanbulin' devri Osmanlısının inceliklerini taşıyan son temsilcilerdendir. Konağındaki yozlaşmayı, kızının, damadının ve torunlarının batı özentisi bayağı hayatlarını çaresizce, görmezden gelerek geçiştirmeye çalışsa da, nihayetinde maddi ve manevi iflasla baş başa kalır. Ölümcül ve acı verici hıçkırık krizleriyle çöken bir imparatorluğun can çekişen varlığını simgeler.
Babası gibi Mabeyni Hümayun mensubu, valilikler, Şurayı Devlet azalığı ve nezaretlerde bulunmuş yüksek rütbeli bir devlet adamıdır. İnkılaptan iki sene evvel bir tevliyet davası yüzünden istifa edip köşesine çekilmiştir. Karısı Nefise Hanım hayattayken konağın intizamı sağlanmışsa da o öldükten sonra tüm idare alafranga damadı Servet Bey'e geçmiş ve konak çözülmeye başlamıştır.
İnce, uzun çehreli, gözleri derin çukurlara batmış, beyaz sakallı bir ihtiyardır. Evdeyken genellikle uzun bir robdöşambr veya beyaz pikeden iri sedef düğmeli hırka giyer, başına aynı pikeden bir takke takar. Zaman geçtikçe zayıflayıp küçülür, yüzü adeta bir iskelet kafasına dönüşür ve elleri şeffaflaşır.
Seniha
Torununu kör bir aşkla sever ancak Seniha'nın kaprisleri ve ahlaksızlıklarıyla ruhu paramparça olur.
Servet Bey
Alafranga damadından tiksinir ama onun despotluğuna karşı koyamaz, varlığını yok saymaya çalışır.
Hakkı Celis
Son günlerinde onu anlayan, benzer şekilde hayal kırıklığına uğramış yegâne dert ortağıdır.
Selma Hanımefendi
Kız kardeşinin pragmatik ve sert uyarıları onu üzer ama haklı olduğunu içten içe bilir.