İspanyol asilzadesi bir annenin oğlu olan Peregrini, geçmişte Katolik kilisesinde rahipken dogmalara isyan edip dinden afaroz edilerek İstanbul'a yerleşmiş bir müzisyendir. Avrupa kültürünün şüpheciliğini, akılcılığını ve sanatsal tutkularını taşır. Vehbi Dede ile olan müzikal ve felsefi sohbetleri sırasında Rabia'yı tanır, onun billur oyması gibi olan sesine ve Şark'a mahsus tevekkülüne aşık olur. Evlenmek için İslam'ı seçip Osman ismini alır, Sinekli Bakkal'da yaşamasını teklif eden Rabia'nın inadına boyun eğer.
Babasız büyümüş, aşırı dindar Katolik annesinin baskısıyla genç yaşta ruhban sınıfına (manastıra) sokulmuştur. Ancak içindeki ihtiraslı yaşam enerjisi ve sanat tutkusu onu manastırdan kaçmaya itmiştir. Hayal kırıklıklarıyla dolu geçmişinden dolayı başlangıçta kadınlardan ve dinden nefret etse de, müzik sayesinde Doğu mistisizmine ve Rabia'nın saflığına çekilmiştir.
Ufak tefek, sivri sakallı, siyah çukur gözleri olan, kalın kaşlı, zayıf ve adeta 'şeytan yüzlü' olarak tasvir edilen, ancak sanat icra ederken bambaşka bir yüceliğe bürünen yaşlıca bir adam (45-50 yaşlarında).
Rabia
Uğruna hayatını ve kimliğini değiştirdiği büyük aşkı ve son sığınağı.
Tevfik
Sırf Rabia'nın babası olduğu için katlandığı, zaman zaman 'soytarı' diyerek küçümsese de arka çıktığı mahalleli.
Vehbi Dede
Düşünsel anlamda beslendiği, çok saygı duyduğu ancak sürekli tezleriyle savaştığı bilge dostu.
Kendi Annesi
Hayatını manastırda çürüttüğü için nefret ettiği ama içindeki inanç isteğiyle hep hesaplaştığı gölge figür.