Ali Bey zengin, kibar ve elit bir ailenin tek çocuğudur. Yirmi bir, yirmi iki yaşlarına gelene dek babasının aşırı şefkati ve korumacılığı altında kusursuz bir eğitimle dış dünyadan tamamen izole edilerek büyütülmüştür. Babasının vefatı onda derin bir melankoli yaratır, annesinin zorlamasıyla çıktığı Çamlıca seyrinde tecrübesiz kalbi Mehpeyker'e aldanır. İhtiraslı ilk aşkı onu mantıktan uzaklaştırıp içkiye, sefahate ve korkunç bir yıkıma götürür. Annesinin kendisini kurtarması için aldığı saf Dilaşub'un sevgisini Mehpeyker'in iftirası yüzünden göremez. Kıskançlık ve öfkeyle körleşmesi, en sonunda en değer verdiklerini yok etmesine neden olur. Dilaşub'un cesedini kendi ayakları ucunda gördüğünde içine düştüğü kahır, ölümünden önceki son insani dersidir.
İstanbul'da iyi eğitim alan Ali Bey, babasının bilgece ama gerçeklerden uzak yetiştirme tarzı nedeniyle korunaklı bir fanusta büyümüştür. Babası sağ iken ufak hedefleri bile dünya meselesi haline getirirdi. Babasını kaybedince tutunacak dalı kalmaz ve içindeki boşluğu Çamlıca'da karşısına çıkan tehlikeli bir kadınla, Mehpeyker'le doldurmaya çalışır.
Sarı benizli, zayıf yapılı ancak son derece yakışıklı bir gençtir. Giyim kuşamına dikkat eden, kibar, İstanbullu bir çelebi görünümündedir. Ancak sefahet hayatı onu kısa sürede çöktürür, gözleri çukurlaşır, beti benzi solarak yaşayan bir ölüye dönüşür.
Dilaşub
Kıymetini bilmediği, ancak ölümünde hakikatini kavradığı sadık cariyesi.
Atıf Bey
Bozuk yola girmesine mani olamayan, zor zamanlarında danıştığı ama lafını dinlemediği dostu.
Mehpeyker
Uğruna her şeyini mahvettiği toksik saplantısı.
Fatma Hanım
Saygısızlıkla feda ettiği, çok sevdiği ama hayal kırıklığına uğrattığı annesi.