Namık Kemal'in dramaturjik evreninde masumiyetin, gençliğin ve saf aşkın trajik bir kurbanı olarak resmedilen 14 yaşında bir genç kızdır. Amcazadesi/ailenin manevi evladı Ata ile kardeş gibi büyümüş olmalarına rağmen zamanla ona karşı derin, romantik bir aşk beslemeye başlar. Ailesi büyük bir borç batağında olduğu için annesinin baskıları sonucunda, 38 yaşındaki zengin bir paşa ile evlenmeyi sırf babası hapse girmesin diye kabul eder. Ata'nın üzülmesini engellemek adına bu evlilik haberini ondan gizler ve acısını içine atar. Bu devasa psikolojik çöküntü ve hüzün hızla vereme (tüberküloz) dönüşerek yirmi beş gün içinde sağlığını tüketir. Hikâyenin sonunda Ata ile birbirlerine aşklarını itiraf edemeden öleceği korkusunu yaşar, nihayetinde sevdiğinin kollarında dünyevi dertlerinden soyutlanarak can verir.
Nispeten iyi koşullarda şefkat görerek, müreffeh bir ortamda bir konakta büyümüştür. Kardeşi Ali ve kuzen gibi aynı çatı altında büyüdüğü kimsesiz Ata ile geçirilen korunaklı bir çocukluk yaşamıştır. Hayal dünyası edebiyatla, aşk hikâyeleriyle şekillenmiş, hayatta ilk defa ailesinin iflası, babasının borcu ve görücü usulü evlilik gibi trajik ve acı gerçeklerle 14 gibi çok erken bir yaşta tek başına yüzleşmek zorunda bırakılmıştır.
Hastalıktan evvel saf, ince hatlı bir genç kız iken aşırı stresle birlikte 'gözlerine hafif duman inmiş', 'yüzündeki renk yapıştırma gibi duran', 'vücudu her gün gözle fark olunacak kadar zayıflayan', son demlerinde yatağında halsiz ve baygın, öksürük krizleriyle sarsılan narin bir fiziktir.
Ata Bey
Kendinden çok sevdiği, uğrunda yaşamaktan vazgeçtiği, ruh ikizi ve yegâne aşkı.
Halil Bey
Onu paşaya pazarlanmaktan çok sevmesine rağmen acizliğiyle onu ateşe atan sevgili babası.
Tahire Hanım
Saygı duyduğu ama merhametsizliği ve ısrarı yüzünden kurbanı olduğu annesi.