Alman bir baba ve Rus bir anneden dünyaya gelmiş yarı Alman yarı Rus tüccar/iş insanıdır. Oblomovka yakınlarındaki bir köyde, Alman disipliniyle eğitilmiş; babasından çalışmanın gerekliliğini, annesinden ise Rus edebiyatının ve müziğinin romantizmini almıştır. Sürekli Avrupa şehirleri, maden ocakları, çiftlikler ve ofisler arasında mekik dokuyan, yeni nesil dinamizminin vücut bulmuş sembolüdür. En büyük dostu olan Oblomov'un hayatını düzene sokmayı, onu ataletinden kurtarmayı bir vefa ve dostluk borcu saysa da sonunda bu bataklığı sadece izlemekle yetinmek zorunda kalır. Olga ile olan derin entelektüel iletişimi sonunda aşka dönüşecek ve ikili; mantık, gelişim ve eşitliğe dayalı ideal bir hayat kuracaktır.
Babası tarafından erken yaşta ata binmeye, iş yönetmeye sürülmüş; çevirilerini yapmadığında cezalandırılmıştır. Belirli bir sermaye biriktirilip genç yaşta başkent Petersburg'a, hayata atılması için serbest bırakılmış, o da inatla ve tırnaklarıyla kazıyarak oldukça zengin ve kültürlü bir adam konumuna ulaşmıştır.
Otuzlu yaşlarını geçmiş, baştan ayağa kemik, adale ve sinirden oluşan, ince ve formda bir fiziği vardır. Yanakları çok zayıf, teni esmer ve temizdir; gözleri açık yeşildir. Üzerinde daima hareketli yaşantısına engel olmayacak bir canlılık ve keskinlik barındıran şık ama sade kıyafetler taşır.
İlya İlyiç Oblomov
Kardeşi gibi sevdiği ama yaşam felsefelerinin çatıştığı en büyük dostu.
Olga Sergeyevna İlyinskaya
Entelektüel bir arkadaşlıkla başlayan, hayatın ortak inşasıyla kemale eren kusursuz eş bağı.