Saint-Pierre-Port'da doğmuş, babası olmayan ve amcası Lethierry'nin yanında, hiçbir sıkıntı ve acı görmeden prensesler gibi büyük bir özenle yetiştirilen genç kızdır. Son derece güzel, hafif meşrep ve masumdur. Gilliatt'ın ona olan takıntısını tetiklemesi tümüyle farkında olmadan kar üzerine adını yazmasıdır. La Durande'ın batışıyla sarsılan evin hüzünlü meleği olur. Ruhani olarak din yoluna ve rahip Ebenezer'e bir gecede çekilmiş, aşkla tanışmıştır. Finalde, Ebenezer ile evlenerek Gilliatt'ın muazzam feragati sayesinde vapurla adadan ayrılıp saadete doğru yol alır.
Babasız kaldığı ilk yıllarından itibaren Lethierry'nin kanatları altına alınmış ve sert bir adamın kalbindeki en yumuşak, en kırılgan varlık olarak Guernsey'de saygıdeğer bir yaşam sürmüştür. Denizin kasvetli yüzünü hiç tanımadan, adanın en güzel çiçeklerinden birisi olarak büyümüştür.
Uzun sarı-kumral saçlı, tüy gibi hafif, beyaz yüzlü, çocukluktan genç kızlığa geçen dönemin o ilahiyatını taşıyan, narin elli ('dört sinek ayağı'), yazın yüzünde ufak çiller beliren ve tebessümü göz kamaştırıcı güzellikte bir kadındır.
Gilliatt
Adını karda oyun amaçlı yazması dışında gerçekte Gilliatt'ı kendi varoluşsal düzleminde görmeyi tahayyül bile edemez. Bir canavar ile melek hikayesinde aralarındaki uçurum fark edilmez bile.
Ebenezer Caudray
Ona bir tanrı elçisine, kurtarıcıya bakar gibi derin ve tutkuyla aşık olmuştur.
Üstat Lethierry
Onun kahramanı, babası; hayatının konfor noktasıdır.