
Victor Hugo
"Deniz İşçileri", Victor Hugo'nun doğa ve insan mücadelesini anlatan klasik romanı veya denizcilerin haklarını savunan sendikal/platform yapılarını ifade eder. Roman, Gilliatt adlı bir denizcinin aşkı için doğayla savaşını işlerken, güncel bağlamda denizciler, 854 sayılı Deniz İş Kanunu'na tabi, gemi mürettebatı olarak çalışan emekçileri veya Deniz İşçileri Platformu gibi hak arayışı içindeki oluşumları tanımlar.
Dışlanmış ve yanlış anlaşılan Gilliatt, sevdiği kadın Déruchette ile evlenebilmek umuduyla amcasının fırtınada bilerek batırılan buharlı gemisinin (La Durande) makinesini kurtarma görevini üstlenir; bu uğurda açlık, soğuk, okyanus ve dev bir ahtapotla efsanevi bir ölüm kalım savaşı verir. Ancak doğaya karşı kazandığı bu mutlak zaferin ardından, sevdiğinin bir başka adamı (Ebenezer) sevdiğini öğrenmesiyle en büyük savaşı kendi kalbine karşı verecek ve yüce bir fedakârlık yapacaktır.
Manş Denizi suları, Normandiya Takımadaları (özellikle Guernsey, Saint-Sampson limanı ve Bû de la Rue çevresi) ile sinsi ve ölümcül Douvre Kayalıkları.
19. yüzyılın başları, takriben 1820'li yıllar (Napolyon sonrası dönem ve buharlı gemilerin ilk geliştiği, şüpheyle karşılandığı zamanlar).
Romantik, destansı, tekinsiz ve ezici bir yalnızlık hissiyle yüklü; doğanın sarsılmaz, vahşi gücünün ve denizin karanlık sırlarının her an hissedildiği kasvetli ve haşmetli bir atmosfer.
Her şeyi bilen (ilahi), felsefi, didaktik ve destansı bir üsluba sahip anlatıcı. İnsan ruhunun ve evrenin dinamiklerini derin tahlillerle, okurla adeta diyaloğa girerek inceler.
Doğa ve okyanus, merhametsiz ve devasa bir güç olarak kendi kurallarıyla işler; insan bu ezici güç karşısında ancak sarsılmaz bir irade, sebat, bedensel eziyet ve zekâ ile hayatta kalabilir. Toplum ise batıl inançların pençesindedir; gerçek kahramanı dışlar, sahtekâra itibar eder. Nihayetinde tüm fiziksel zaferlere rağmen, insan kalbi ve duyguları denizin bile aşamayacağı en büyük yıkımları barındırır.
Denizciliğin hayatın odağında olduğu, dışa kapalı ada kültürü. Protestan-Katolik teolojik tartışmalarının sürdüğü, ancak asıl olarak halkın hayaletler, büyücüler ve deniz canavarlarına dair derin taşra hurafelerinin etkisinde yaşadığı, ilerlemenin yavaş ve tepkiyle karşılandığı Anglo-Fransız yapısı.
Kişiler çember üzerinde eşit aralıklarla dizilir; çizgilere tıklayarak ilişki türü ve dinamiğini okuyabilirsiniz.
Bir çizgiye tıklayarak ilişki detayını açın.
Gilliatt, Déruchette'e uzaktan, sessiz ve neredeyse ilahi bir tutkuyla tapar. Déruchette, Gilliatt'ın çabalarından ve fedakârlığından bihaber, saf bir şekilde yaşar; Gilliatt ise onu elde etmek için doğayı fetheder ancak kızın kalbindeki gerçeği görünce ona boyun eğer ve kendini yok eder.
Déruchette'in karlar üzerine 'Gilliatt' ismini yazması, adamın kalbinde sonsuz bir ateş yakar ve Gilliatt, kızı elde edebilmek için aklın sınırlarını zorlayan o kurtarma işine girişir.
Lethierry başlangıçta Gilliatt'a diğer adalılar gibi mesafeli olsa da, La Durande'ın makinesini geri getirmesi şartıyla minnetini ve yeğenini adar. Gilliatt görevi başarıp döndüğünde Lethierry'nin ona duyduğu minnet despotça bir sevinç ve mutlak bir kabule dönüşür.
Lethierry'nin Gilliatt makineyi getirdiğinde onu överek 'Sen benim adamımsın... Sen bir mucize yarattın!' şeklinde feveran etmesi.
Lethierry, kimsesiz yeğeni Déruchette'e kendi öz kızı gibi değil, taparcasına bağlanmıştır. Hayattaki iki tutkusu gemisi Durande ve yeğenidir; yeğenini rahat, nazik ve zahmetsiz bir hayat sürmesi için adeta bir kraliçe gibi yetiştirmiştir.
Lethierry'nin, Déruchette'in hiçbir fiziksel işe dokunmasını istememesi ve 'dört sinek ayağı' dediği ellerinin beyaz ve zarif kalmasını sağlaması.
Lethierry, kaptanı Clubin'in üstün dürüstlüğüne ve yeteneğine körü körüne güvenir. Clubin ise içten içe bu körlüğü ve güveni kullanarak büyük bir hırsızlık planlar ve Lethierry'nin en büyük gururu olan gemiyi kendi çıkarları için parçalar.
Clubin'in fırtınalı bir gecede gemiyi batırıp kahraman gibi geride kalmayı teklif ederek aslında Rantaine'den çaldığı 75.000 frank ile kaçışını örtbas etmek istemesi.
İki suçlu. Rantaine kaba kuvvet ve açık bir düzenbazlık temsilcisi iken; Clubin hesaplı, saygın görünen bir ikiyüzlülüktür. Clubin, Rantaine'i köşeye sıkıştırarak yıllar önce çaldığı parayı tehditle elinden alır.
Clubin'in karanlık kayalıklarda Rantaine'in karşısına altıpatlar ile çıkıp onu 75 bin frangı bırakmaya zorlaması.
İkisi de genç, saf ve güzeldir. Ruhani ve masum bir yakınlaşma yaşarlar. İnançlı rahip Ebenezer kendini bu aşka teslim ederken, Déruchette de onun varlığıyla dünyayı unutur. Karşılarına çıkan engeller (Lethierry'nin vaadi) Gilliatt'ın aradan çekilmesiyle çözülür.
Ayışığında kilise çanının altında, gizli bahçede birbirlerine itiraflarda bulunarak dünyayı göz ardı edip nişanlanmaları.
Gilliatt, başlarda onu boğulmaktan kurtardığı Ebenezer'in, daha sonra sevdiği kadının kalbini çaldığını anlar. Savaşmak yerine ebedi bir feragatle rakibinin zaferini kendi elleriyle meşrulaştırır.
Gilliatt'ın, Ebenezer ve Déruchette'i gizlice dinledikten sonra onları engellemek yerine kendi bulduğu altından yüzüğü onlara vererek kilisede evlendirmesi.
İkisi hikâye boyunca birbirine zıttır; biri iyi görünmeye çalışan gizli bir kötülük, diğeri ise kötü sanılan ama gizli bir iyiliktir. Gilliatt, Clubin'i öldüren ahtapotu yener ve ondan kalan kemerdeki çalıntı serveti Lethierry'ye iade eder.
Gilliatt'ın ahtapotu öldürdükten sonra kayalıkların derinliklerinde Clubin'in iskeletini ve içi para dolu deri kemerini bulması.