İslâm Bey, genç yaşında vatanın tehlikede olduğunu görüp gönüllü olarak savaşa atılan idealist bir beyoğludur. Sevdiği kız Zekiye Hanım'a duyduğu büyük aşka ve ona henüz veda etmiş olmasına rağmen, düşman sınırda beklerken evde oturmayı onursuzluk sayar. Top mermileri ve kurşunlar altında arkadaşlarına vatan sevgisini bir hatip edasıyla aşılar. Gönüllü olarak tehlikeli görevlere önderlik eden ve düşman cephaneliğini canı pahasına havaya uçurmaktan çekinmeyen, oyunun vatan misyonunu sırtlayan asıl kahramanıdır. Hikayedeki yeri, vatanın şahsi her tutukudan evla olduğunu öğretmektir.
Köklü ve asker bir aileden gelmektedir. Dedelerinden onca şehit çıkmıştır ve o da bu 'kırk iki şehit atanın' ruhuna yaraşır şekilde vatan sevgisiyle büyümüştür. Rahat döşeğinde ölen hiçbir atası yoktur. Düşman Tuna'yı geçince içindeki bu tarihi direniş ruhu uyanmıştır.
Savaş alanında toz ve toprak içerisinde bulunmasına rağmen asaletini koruyan, sıklıkla elinde kılıcı, göğsünde üniformasıyla görülen ve yara aldığında dahi dimdik durmaya çalışan genç ve yakışıklı bir vatan süvarisi.
Sıdkı Bey
Başındaki komutana manevi bir baba gibi minnet duyar.
Zekiye Hanım
Hem sevgilisi hem davasında omuz omuza savaştığı ruh ikizi.
Abdullah Çavuş
Sırdaşı, koruyucusu ve savaş yoldaşı.