Özgür İnsan figürü, felsefi literatürde insanoğlunun evrimini tamamlaması ve doğanın esaretinden akıl yoluyla kurtulması halini tasvir eden kavramsal karakterdir. Bilge kişiyi sembolize eder. Özgür insan yaşamını, duygusal dalgalanmalara veya dış dünyanın getirebileceği geçici yıkımlara göre değil, akli bir sükunet olan üçüncü cins bilgiye göre kurgular. Hiçbir zaman kendi arzularının üstün doğa yasalarına aykırı olmasına izin vermez; bu yüzden başkalarına karşı gurur, kıskançlık veya yersiz merhamet hissetmek yerine, onlarla anlayış ve akıl seviyesinde buluşmayı arar. En büyük erdemi Tanrı'nın idrakidir. Hayata kin ve gözyaşı ile değil, eyleme gücünü maksimize eden, daimi ve sarsılmaz bir neşenin temeliyle tutunur. O, Spinoza'nın kendi yaşamının da bir nevi formüle edilmiş ideal heykeli gibidir.
Bir zamanlar o da bilgisizlerin arasında, hayal gücünün bulanık imgeleriyle yaşamış ve varoluşunun dış etkenlerle dalgalandığını hissetmiştir. Fakat tecrübe, ıstıraplar ve nihayet felsefi bir düşünce gücü sayesinde yanılsamalarından sıyrılmayı, iradesini zincirleyen hurafeleri parçalamayı başarmıştır. Bu aydınlanma sonrasında artık zihni sarsılmaz bir kale haline dönüşmüş ve saf akla uygun yaşamaya muktedir ebedi hakikatin arabulucusu olmuştur.
Toplumsal kalıplara sığmayan ancak abartıdan sakınan durgun bir figür olarak zihinlerde canlanır. Gösterişi, şanı, abartılı kederi ve şaşkınlığı üzerinde barındırmadığından, sade yaşamı ve yüzündeki hiç silinmeyen tebessümü ile fark edilir. Hüzünle buruşan veya öfkesinden köpürmüş bir simayla değil, net, açık ve saydam bakışlarla var olur.
Baruch Spinoza
Onun kalemi tarafından yaratılmış, okuyucuya rol model olarak gösterilen nihai ürün.
Tanrı / Tabiat
Onun varoluşuyla mükemmel bir uyum (ahenk) içinde kalmayı seçerek, ebedi tözün bir parçası olduğu gerçeğinde teselli bulur.
Köle / Bilgisiz İnsan
Ona kızmaz ama mesafesini korur; cahilin yıkıcı duygulanışlarının kendisine hasar vermesinden özenle kaçınır.