
Jules Verne
Ay'ın Çevresinde, Jules Verne'in 1870 yılında yayımlanan klasik bilimkurgu romanıdır. Yazarın "Ay'a Yolculuk" (De la Terre à la Lune) kitabının doğrudan devamı niteliğindedir. Eser, üç kaşifin devasa bir top mermisiyle uzaya fırlatıldıktan sonra Ay'a iniş yapamayıp uydunun yörüngesinde mahsur kalmasını ve Dünya'ya dönüş maceralarını anlatır.
İnsan yapımı dev bir merminin içindeki üç gezginin, fırlatma sırasında yaşanan bir sapma nedeniyle Ay'a inemeyip uzayın acımasız boşluğunda yörüngeye girmeleri; bu süreçte tükenen oksijen, dondurucu uzay soğuğu ve yerçekimi yasalarına karşı hayatta kalma ile rotalarına tekrar hakim olma savaşıdır.
Florida'dan fırlatılıp Dünya ile Ay arasındaki uzay boşluğunda, ardından Ay'ın yörüngesinde dolanan silindir biçimli devasa bir alüminyum merminin içi. Hikayenin sonunda Amerikan kıyılarında Büyük Okyanus'un dibi.
1860'ların sonu (Yolculuk 1 Aralık ile 29 Aralık tarihleri arasında geçmektedir). Amerikan İç Savaşı sonrası dönem.
Dar ve kapalı bir merminin içindeki dostane, zekice ve sıcak diyaloglar ile mermiyi çevreleyen uzayın soğuk, sessiz, ölümcül ve uçsuz bucaksız karanlığı arasındaki keskin tezat. İnsan zekasının doğanın acımasız yasalarıyla karşı karşıya kaldığı gergin ama bir o kadar da hayranlık uyandırıcı bir ortam.
Zaman zaman bilimsel verileri okuyucuya doğrudan açıklamak için araya giren, her şeyi bilen (omniscient), üçüncü tekil şahıs dış anlatıcı. Tonlama akademik olduğu kadar heyecanlı ve zaman zaman da hicivlidir.
Newton'un evrensel kütleçekimi yasaları hakimdir. Yerçekimi, sürtünme eksikliği, merkezkaç kuvveti, havadaki kırılma ve mutlak sıfıra yakın uzay soğukluğu hikayenin temel fizik kurallarıdır. Havasız ortamda ses duyulmaz ve dışarı atılan nesneler mermi ile aynı hızda yan yana yol alır.
Büyük bir teknolojik atılım ve coşkunun yaşandığı Sanayi Devrimi ve 19. yüzyılın bilimsel aydınlanma dönemi. Amerikan toplumunun gözü peklik, girişimcilik ve pratikliği ile öne çıktığı, imkânsızı başarma fikrinin kitleleri peşinden sürüklediği bir kültürel altyapı.
Kişiler çember üzerinde eşit aralıklarla dizilir; çizgilere tıklayarak ilişki türü ve dinamiğini okuyabilirsiniz.
Bir çizgiye tıklayarak ilişki detayını açın.
Barbicane'in aşırı mantıklı, ciddi ve bilimsel hesaplara dayalı soğukkanlılığını, Michel Ardan'ın neşesi, sanatsal hayal gücü ve olayları espriye vuran yapısı dengeler. Birbirlerine derin bir saygı ve sevgi beslerler.
"- Çok güzel anlattın! diye bağırdı Barbicane. Biliyor musun, Michel, bir sanatçı olarak epey zekisin!"
Geçmişte büyük rakipler ve düşman olan bu ikili, iddialarını dürüstçe hallettikten sonra mermi içinde tam bir takım uyumu sağlarlar. İkisi de akılcı ve matematik odaklıdır, aralarında eşit bir entelektüel ağırlık ve mükemmel bir ortaklık vardır.
"Bu arada Barbicane de, biraz üstünde düşünse, Nicholl'un da bu formülü bulabileceğini öne sürüyordu."
Nicholl'un katı gerçekçiliği ve sessizliği, Ardan'ın gevezeliği ve fevriliği ile sürekli tatlı bir çekişme yaratır. Nicholl bazen Ardan'ın saçmalamalarına tahammül edemese de, ona içten bir sevgi besler.
"- Olacak şey mi! diye bağırdı Michel... Nicholl ile Barbicane, Michel Ardan'ın şakalarına hiç aldırmıyorlardı."
Maston, kulüp başkanına adeta taparcasına saygı ve hayranlık duyar. Onun gözünde Barbicane'in planlarının yanlış gitme ihtimali yoktur; Barbicane ona lider olarak güven verir, o da Barbicane'in arından canını vermeye hazırdır.
"J.-T. Maston'sa geri dönme sözünü bile duymak istemiyordu. En azından dostlarının mezarını görmeden oradan ayrılmaya yanaşmıyordu."
İkisi de bilim insanı veya ateşli gözlemci olmakla birlikte, merminin durumu hakkındaki inançları yüzünden teleskop başında durmaksızın kavga eder ve iddialaşırlar.
"- Şu gördüğün mermi işte! deyip duruyordu J.-T. Maston. - Hayır, değil! diye yanıtlıyordu Belfast."
Ardan, evcil köpeğe insani bir karakter atfeder, onunla sürekli konuşur ve tehlikeli yolculukta ona neşe kaynağı ve yoldaş olarak sığınır.
"- Gel, Diana, gel kızım! diyordu, av yıllıklarında adı anılacak kızım..."
Derin deniz okyanus ölçümlerinde ve mermiyi arama operasyonunda profesyonel bir emir komuta zinciri ama karşılıklı saygı ve nezaket vardır.
"- Yatın, efendim, yatın! diye karşılık verdi Teğmen Bronsfield olanca inceliğiyle."
Ardan, merminin kalkışında ağır yaralanan köpeği Uydu için derin bir vicdan ve sorumluluk duygusu hisseder, ölümünün ardından onu büyük bir üzüntüyle uzaya bırakır.
"Zavallı Uydu'mun bir patisindense bir kolumu vermeye razıyım ben!"