Hayvan Çiftliği — 8 karakter
Benjamin
Çiftliğin en yaşlı ve en huysuz hayvanı olan eşektir. Çok nadir konuşur, konuştuğunda da acı ve dokunaklı iğnelemeler yapar. Çiftlikte hiç gülmediği söylenen tek hayvandır. İsyandan önce olduğu gibi, devrimden sonra da duruşu hiç değişmez; 'eşeklerin ömrü uzun olur' felsefesiyle, hayatının özünde ne daha iyi ne de daha kötü olacağına inanır. Gerçekte devrimin başarısız olacağını veya domuzların diktatörleşeceğini en başından beri sezmişti. Kötülükleri engelleyebilecek zımni bir entelektüel ağırlığı ve okuma yeteneği olmasına rağmen, sırf 'görünen köy kılavuz istemez' diyerek sessiz kalır, uyarı yapmaz. Ancak en yakın arkadaşı Boxer, sömürüldükten sonra ölüme giderken ilk ve son kez kabuğundan çıkarak umutsuz bir feryatla arabayı durdurmaya çalışır, zira Boxer ona kalan tınısız hayattaki yegane kutsalıdır.
Boxer
Çiftliğin en iri, en güçlü ve en fazla mesai harcayan muazzam bir yük atıdır. Yaklaşık on sekiz karış yüksekliğinde ve alelade iki at kuvvetindedir. İşin zor kısımlarını tereddütsüz kabul eder, çok sınırlı bir zekâya sahip olmasına rağmen sarsılmaz bir sadakat ve iyi niyetle doludur. İki basit hayat felsefesi geliştirmiştir: 'Daha çok çalışacağım' ve 'Napoleon daima haklıdır'. Yeldeğirmeni inşaatı başta olmak üzere çitfliği fiziksel olarak ayakta tutan yegane kuvvettir. Emekli olacağı ve huzur içinde otlayacağı günü hayal etse de, zamanla yaşlanıp zorlu çalışma temposundan ötürü ciğerleri iflas eder. Olguları sorgulayamaması ve rejime aşırı itaati kendi trajedisini hazırlar. İyileşmesi sözüyle bindirildiği at arabasının bir kasaba ait olduğunu, artık yapacak hiçbir şeyi kalmadığı son anlarda anlar ve hayatı acımasızca sömürüldükten sonra diktatörlüğe satılmış olur.
Clover
Orta yaşa yaklaşmış, dördüncü tayını verdikten sonra endamını kaybetmiş fakat daima büyük, gösterişli ve şefkatli, ana tavırlı bir iş atıdır (kısrak). Başlangıçta Koca Major'un rüyasına gönülden inanmış, eşit ve hür bir Hayvan Çiftliği ütopyası kurma çabasına derinden sarılmıştır. Boxer'ın en sadık dostu ve koruyucusudur. Çiftlikte şiddet ve işkence sahneleri başladığında içten içe büyük bir keder duyar; fakat olup bitenin kendi hatalarından olduğunu mu yoksa liderlerde mi sorun olduğunu zihinsel kapasitesiyle net olarak algılayamaz. Eski günleri hatırlamaya gayret etse ve kalbinde her şeyin yanlış gittiği hissini taşısa da isyan etme yeteneği yoktur; durumu pasifçe kabullenip 'mademki Yedi Emirde böyle yazıyor, itaat etmeli' diye boyun eğer.
George Orwell
Eric Arthur Blair, 1903'te Hindistan'ın Motihari kasabasında doğdu. Babası sömürge yönetiminin afyon dairesinde memurdu; annesi Ida, oğlu bir yaşındayken çocukları alıp İngiltere'ye döndü. İki kız kardeşin ortasında, geliri dar bir memur ailesinde büyüdü. Burslu okuduğu yatılı okulda ve ardından Eton'da, varlıklıların arasında parasız bir öğrenci olmanın ne demek olduğunu erken öğrendi. Üniversiteye gitmek yerine 1922 sonunda Birmanya'da İmparatorluk Polisi'ne katıldı. Beş yıl boyunca uygulamak zorunda kaldığı düzenden tiksinerek istifa etti ve yazar olmaya karar verdi. Paris'te bulaşıkçılık, Londra'da serserilik yaptı; bu yılların defterinden çıkan Paris ve Londra'da Beş Parasız 1933'te George Orwell imzasıyla yayımlandı. 1936'da İngiltere'nin kuzeyindeki madenci evlerinde geçirdiği haftalar yoksulluğu ona yakından gösterdi; aynı yılın sonunda İspanya İç Savaşı'na gönüllü gitti, boğazından vuruldu ve kendi safındaki tasfiyelerden kaçarak döndü. Katalonya'ya Selam bu kırılmanın kitabıdır: Orwell bundan sonra faşizme olduğu kadar Stalinizme de karşı yazdı. Savaş yıllarında BBC'nin Hindistan yayınlarında çalıştı, ardından Tribune'de köşe yazarlığı yaptı. Cam gibi saydam bir düzyazı istedi; siyasal dili bulandıran her şeye karşı sadeliği silah saydı. Karısı Eileen'i 1945'te kaybetti, Hayvan Çiftliği aynı yıl çıktı. Verem ilerlerken İskoçya'nın Jura adasında yazdığı 1984, 1949'da yayımlandı. Ocak 1950'de Londra'da, kırk altı yaşında öldü; “Büyük Birader” ve “yenisöylem” onunla birlikte gündelik dile geçti.
Koca Major
Çiftliğin saygıdeğer, ihtiyar, on iki yaşındaki Orta-beyaz-boğa-domuzudur. Ölüp gitmeden hemen evvel tüm hayvanları toplayarak, gördüğü komünist/ütopik rüyayı kitlelere aktararak domuzlardan Boxer'a kadar herkesi sarmalayan 'Hayvan-ism' ideolojisinin temelini inşa etmiştir. Kapitalist düzeni/İnsanı asalak, sömürücü olarak tanımlamış; özgür, hayvanların insan unsurlarından arındığı yeni bir devir müjdelemiştir. Metinde açıkça Karl Marx ve kısmen Vladimir Lenin figürlerinin vücut bulmuş sembolüdür. Söylevine ve ilkelerine 'İnsanlar hiçbir şey üretmez ama her şeyi tüketir, uyanın' diye başlamış, devrim başlamadan kısa bir süre sonra huzur içinde ölmüştür.
Napoleon
Berkshire ırkından gelen, iri yapılı ve pek konuşkan olmayan, fakat istediğini kopartan, kendi çıkarı ve iktidarı için her türlü tavizi verebilecek oportünist bir domuzdur. Devrimin başlarında arka planda kalırken zamanını sadece yavru köpekleri alıp eğitmeye adar ve bu köpeklerle kendisine ölümcül bir özel savunma gücü kurar. Rakiplerini sindirmeyi veya ortadan kaldırmayı meşru gören Stalin özelliklerini barındırır. Snowball'un yeldeğirmeni gibi yenilikçi projelerine başlarda karşı çıkar, o sürgüne gidince fikirleri çalmakta tereddüt etmez. Kurduğu korku imparatorluğunda, başından beri karşı çıktıkları tüm insan alışkanlıklarına (yatağa yatma, alkol tüketme, ticaret) hızla adapte olurken, kuralları pervasızca değiştirir. En büyük ihanetini devrime inanmış yoldaşlarını kasaba satarak ve insanlarla aynı çıkar masasında pazarlık yaparak tamamlar.
Snowball
Napoleon'dan daha canlı, konuşkan ve parlak fikirlere sahip olan, fakat karakter bakımından o kadar derin ve iktidar hırslı olmayan bir domuzdur. Devrimin başlarında aklını ve entelektüel vizyonunu hayvanların hayat standardını iyileştirmeye adar. İnek Ahırı Çarpışmasını tamamen o kurgular ve cesaretle en önde savaşarak ilk kanı döker, bunun karşılığında madalya alır. Olayların ardından okuma-yazma kursları, yem makineleri, komiteler kurmak gibi hayalperest faaliyetlerle çiftliği modern bir ütopya yapmaya çalışır. En büyük rüyası, hayvanların günde sadece üç gün çalışıp kalan zamanda aydınlanacakları dev yeldeğirmenidir. Fakat masum idealizmi, Napoleon'un pragmatik siyasetinin kurbanı olur; köpekler tarafından parçalanmaktan kıl payı kurtulup çiftlikten kaçar. O andan itibaren görünmez bir tehdit, çiftlikte oluşan bütün sorunların sorumlusu uyduruk bir hain silüetine dönüştürülür.
Squealer
Ufak tefek, yuvarlak yüzlü, ışıldak gözlü, neşeli ve fazlasıyla çevik bir domuzdur. İkna gücü öylesine yüksektir ki hayvanlar onun siyahı beyaz gösterebilme kabiliyetinde olduğunu söyler. Devrimin saf ideallerinin domuzların lüksü ve rahatı uğruna tedricen yok edildiği bu totaliter sistemde, liderliği kitlelere mantıklı ve kaçınılmaz gösteren baş beyindir. Bir sorun, itiraz veya açlık duyulduğu anda hemen sahneye çıkarak, omuz silkmeleri ve kuyruk sallamalarıyla rakamlar dökerek aslı astarı olmayan şeyleri ispatlar. Ne zaman hayvanların özlediği bir lüks söz konusu olsa 'Eğer domuzlar aklını başından alırsa Jones geri gelir!' tehdidini ustalıkla araya sıkıştırır. Düzenin tüm sinsi hamleleri (emirlerin değişmesi, katliamların izahı, açlık krizleri) onun yaldızlı yalanlarıyla örtülür.