
Mustafa Kemal Atatürk
Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1919-1927 yılları arasındaki tarihi süreci, Milli Mücadele'yi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu anlattığı, 15-20 Ekim 1927'de CHP Kurultayı'nda okuduğu 36 saatlik tarihi hitabedir. Türk devriminin temel belgesi, bir hesap verme ve kurulan devleti millete emanet etme eseridir.
Var oluş savaşı veren büyük Türk ulusu (Mustafa Kemal ve yol arkadaşları öncülüğünde) ile tarihi Türk topraklarını kendi aralarında bölüşmek isteyen İtilaf Devletleri (ve onların kullandığı Yunanlılar) arasındaki ölüm kalım savaşı. Buna eşlik eden, kendi canı ve tacı için düşmanla işbirliği yapan yozlaşmış Osmanlı Sarayı ve onun çıkardığı iç isyanlarla olan amansız mücadele.
Dağılmakta olan ve İtilaf Devletlerince işgal edilen Osmanlı İmparatorluğu kalıntıları; Padişahın esaretinde bulunan İstanbul ile direnişin ateşlendiği Anadolu (Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas, Ankara ve Batı Cephesi).
1919 - 1927 (Osmanlı'nın çöküş süreci, Kurtuluş Savaşı ve Erken Cumhuriyet Yılları)
Milli varlığın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı, ihanetlerin, fedakarlıkların ve kahramanlıkların iç içe geçtiği; askeri ve siyasi stratejilerin nefes kesici bir gerilimle uygulandığı çok ağır, inkılapçı, ciddiyet dolu ve destansı bir atmosfer.
Birinci tekil şahıs. Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşanan süreci sayısız resmi telgraf, belge ve mantıksal argümanla doğrulayarak aktardığı, inandırıcı, sert, hesap soran ve liderlik vasfını taşıyan otoriter bir anlatım.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve siyasi güç şahıslardan alınıp Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne devredilmiştir. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk edilemez. Hiçbir yabancı mandası, himayesi veya şahsi saltanat kuruntusu ulusal bağımsızlığın üzerinde tutulamaz. Merhamet ve adalet dilenmekle devlet işleri yürütülemez.
Yüzyıllarca süren mutlak monarşiden ve din merkezli (hilafet) dogmatik yapıdan, akıl ve bilimi rehber edinen, laik, çağdaş ulus-devlet aşamasına geçiş. Cehaletin ve taassubun, vatanseverlik ve bağımsızlık inancıyla ölüm kalım savaşı verdiği bir geçiş dönemi toplumu.
Kişiler çember üzerinde eşit aralıklarla dizilir; çizgilere tıklayarak ilişki türü ve dinamiğini okuyabilirsiniz.
Bir çizgiye tıklayarak ilişki detayını açın.
Mustafa Kemal, İsmet Paşa'nın askeri ve diplomatik yeteneklerine, tam sadakatine sonsuz bir güven duymaktadır. Lozan görüşmeleri sırasında hükümet başkanı Rauf Bey ile ters düşen İsmet Paşa'nın arkasında tamamen Mustafa Kemal'in sarsılmaz otoritesi ve desteği yer alır. Aralarında hem üst-ast ilişkisi hem de güçlü bir fikir birliği ve derin bir kardeşlik vardır.
Mustafa Kemal'in İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta 'Her dar zamanımda Hızır gibi yetişirsin' diyen İsmet Paşa'ya, 'Gözlerinizden öperim kardeşim' diyerek karşılık vermesi.
Başlangıçta vatanın kurtuluşu için birlikte yola çıkmış olsalar da, Cumhuriyetin ilanı ve devrimlerin yapılma aşamasında derin ideolojik uçurumlar oluşmuştur. Rauf Bey'in halifeliğe ve padişahlığa olan duygusal bağlılığı, Mustafa Kemal'in radikal aydınlanmacı vizyonuyla çatışır. Mustafa Kemal onu milleti yanıltmakla ve dinsel dogmaları siyasi silah olarak kullanmakla suçlar.
Rauf Bey'in mecliste Cumhuriyet'in ilanı ile ilgili 'sorumsuzların oldu bittisi' imalarına karşılık, Mustafa Kemal'in O'nu kamuoyunu aldatmak ve tutuculukla suçlaması.
Erzurum'dan itibaren kader birliği yapan bu iki komutanın ilişkisi, Meclis içindeki siyasi gruplaşmalar ve asker/siyaset ayrımı noktasında kopma noktasına gelir. Kâzım Karabekir'in sivil devrim kararlarında komutanların söz sahibi olmasını istemesi, Mustafa Kemal'in demokratik ve laik ulus-devlet idealiyle ters düşer. Saygı temelli ilişki yerini ciddi bir güvensizliğe bırakır.
Kâzım Karabekir'in Cumhuriyet'in ilanı hakkında 'bize sormadılar' demesi ve Mustafa Kemal'in O'nu orduyu siyasete alet etmekle eleştirmesi.
Vatanın kurtuluşuna kendini adayan Mustafa Kemal ile, koltuğunu korumak için İngiliz emperyalizmiyle işbirliği yapıp Türk milletini sırtından vuran Damat Ferit Paşa arasında hiçbir uzlaşma noktası yoktur. Mustafa Kemal, bu hükümeti bir ihanet odağı olarak görür ve milletin gücüyle onu devirmeyi birincil hedef haline getirir.
Mustafa Kemal'in Damat Ferit kabinesini devirdikten sonra yeni kurulan hükümetlere de 'Damat Ferit Paşa gibi ülkeyi uçuruma sürüklememe' şartını koşması.
Başlangıçta Yunan işgaline ve iç isyanlara karşı kullanışlı bir milis kuvveti komutanı olan Ethem, zamanla kendi başına buyruk bir savaş ağasına dönüşür. Düzenli ordunun idaresine girmeyi reddederek şımarıklık ve itaatsizlik eder. Düzenbağını tanımayan bu tavra karşı Mustafa Kemal'in emriyle acımasızca ezilir ve düşmana sığınmak zorunda bırakılır.
Çerkez Ethem'in İsmet Paşa'nın komutanlığını tanımayarak doğrudan Meclis'e küstahça telgraflar çekmesi ve Mustafa Kemal'in ordulara onu tepeleme emri vermesi.
Lozan Konferansı sırasında İsmet Paşa'nın baş temsilci, Rauf Bey'in ise Başbakan konumunda olması iki isim arasında diplomatik bir kilitlenme yaratır. Rauf Bey, İsmet Paşa'nın karar alma süreçlerinde kendisine danışmamasından rahatsızdır ve onu yetersizlikle suçlamaya çalışır; ancak Mustafa Kemal bu çatışmada ağırlığını tamamen İsmet Paşa'dan yana koyar.
Lozan müzakerelerinde Yunan onarımı karşılığında Karaağaç'ın alınması konusunda Rauf Bey'in ısrarla ret oyu vermesi ve İsmet Paşa'nın onu aşarak doğrudan Mustafa Kemal'den onay alması.
Tevfik Paşa'nın, İstanbul Hükümeti adına Anadolu'yu yeniden kendi kontrolü altına almaya çalışmasına Mustafa Kemal net çizgiler çekerek karşı durur. Saygılı bir dil kullanılsa da, Mustafa Kemal Tevfik Paşa'ya Türk milletinin yegane temsilcisinin Ankara olduğunu, İstanbul'daki yapının bir 'kukla'dan ibaret olduğunu defalarca ve acımasızca yüzüne vurur.
Tevfik Paşa'nın Londra Konferansı'na birlikte katılma teklifini, Mustafa Kemal'in 'Siz aradan çekilin, tek meşru hükümet Ankara'dır' diyerek kesin bir dille reddetmesi.
Milli Mücadele'nin ilk safhalarında önemli bir komutan olan Ali Fuat Paşa, Gediz Muharebeleri'ndeki başarısızlık sonrasında cephede otoritesini yitirir. Mustafa Kemal onu ikna ederek Moskova Büyükelçiliği'ne atar. İlerleyen yıllarda o da Rauf Bey ve Karabekir ile birlikte Cumhuriyetin hızlı ilanına karşı muhalefetin içinde yer alacaktır.
Gediz saldırısının başarısızlığından sonra Mustafa Kemal'in bizzat cepheye giderek durumu incelemesi ve Ali Fuat Paşa'yı Moskova Büyükelçiliğine ataması.
Dışişleri Bakanı sıfatıyla Avrupa'ya gönderilen Bekir Sami Bey'in, Ankara'nın milli bağımsızlık ilkelerinden bağımsız olarak emperyalist devletlerle gizli sözleşmeler yapması Mustafa Kemal'i öfkelendirir. Bağımsızlık prensibinden zerre taviz vermeyen Mustafa Kemal, bu anlaşmaları derhal iptal eder ve Bekir Sami Bey'i görevden istifa etmek zorunda bırakır.
Bekir Sami Bey'in Londra'da imzaladığı ekonomik imtiyaz ve esir değişimi anlaşmalarının Misak-ı Milli'ye aykırı bulunup Meclis'ten reddedilmesi süreci.
Mustafa Kemal, Refet Paşa'nın askeri kabiliyetlerini bazı aşamalarda yetersiz ya da tereddütlü bulur. Özellikle cephe komutanlıkları sırasındaki eylemsizliği ve daha sonra Rauf Bey'in halifelik yanlısı politikalarına destek vermesi, Mustafa Kemal'in onu siyaseten tehlikeli ve zayıf bir figür olarak değerlendirmesine neden olur.
Aslıhanlar Savaşı sırasında, destek bekleyen komutanlara rağmen Refet Paşa'nın kendi süvarileriyle harekete geçmeyip yanılması ve Mustafa Kemal'in bu duruma isyan etmesi.