Romeo ve Juliet — 8 karakter
Capulet (Lord Capulet)
Verona'nın sözde erdem şampiyonu, soylu Capulet evinin yaşlı efendisi ve Juliet'in asabi babası. Montague evi ile kan davası o kadar eskilere dayanır ki kendisi dahi barış sağlamanın kolay olduğuna dair cümleler edebilir. Yaşı ilerlemiş olsa da gerektiğinde eline kılıç isteyerek savaşma inatçılığından kurtulamamıştır. Olayın başlarında prenses gibi sakındığı on üç yaşındaki kızı için Kont Paris'in izdivacını iki yaz geciktirmeyi ve Juliet'in gönlünü kazanmasını tavsiye eden anlayışlı bir baba görünümü çizer. Hatta baloda kargaşa çıkmasın diye düşmanı Romeo'ya saygıyla katlanılmasını salık verir. Fakat Tybalt'ın ölümüyle planlananın dışına çıkılarak, Juliet'in itirafsız ve dik başlı isyanı üzerine canavarlaşır. Şiddetli ve gaddar yapısı; kızını evlatlıktan redle ve sokakta dilenmekle tehdit ederek, Prens'in emrinden ziyade mutlak bir aileyi diktatörce zorlayan kişinin ta kendisi olur.
Dadı (Nurse)
Capulet evinin kiler ve mutfağından çok hayatına yön veren Dadı, Juliet'i bebeklik yıllarından beri kendi kızı (Susan) gibi büyüten kilit hizmetlidir. Efendisi Capulet ve hanımı Leydi Capulet'ten bile daha fazla Juliet'in hayatıyla özdeşleşmiştir. Romeo ile olan aşka sempati duyar; aralarında haberleşmeyi sağlamak, ip merdiven temin etmek gibi son derece riskli aracılıkları keyifle yapar. Geleneksel sadakat anlayışı vardır ancak ahlaki ve ebedi sadakat gibi konularda oldukça sığdır. İşleri karmaşıklaşıp Tybalt'ın ölümü üzerine babasının sürgün edilen kocasına rağmen Juliet'i zorla Paris ile evlendirmek istemesi krizinde, pragmatik yapısını öne çıkarır. Juliet'e Romeo'yu yok sayıp yakışıklı ve varlıklı olan Paris'i seçmesini 'birinci eş artık yok sayılır' diyerek safça önerdiğinde, aslında Juliet dünyasında sonsuza dek kaybedilir. Juliet'i yatağında uyuşmuş halde ölü sanıp ilk bulan kişi de odur.
Juliet
Juliet, dönemin güçlü ve inatçı ailelerinden Capulet'lerin henüz on dört yaşına girmemiş, izole yetiştirilmiş kızıdır. Babasının himayesinde ve dadısının sevgisi altında büyümüşken, Paris ile evlenme tehlikesi ufukta belirdiğinde aslında bir isyan alevlenir. Capulet balosu'nda gördüğü Romeo'ya sonsuz bir tutkuyla bağlanır. Başlangıçtaki utangaç, sessiz ve kuralcı kız çocuğu imgesi, aşkı sayesinde kısa zamanda parçalanarak son derece akılcı, kışkırtıcı kararlar verebilen bağımsız bir kadına evrilir. Romeo kocasını sürgüne yollanmış ve kuzeni Tybalt kocasının ellerinde ölmüşken, büyük kederlerle boğuşur. Paris'le zorla evlendirilmeye kalkan ailesine görünüşte rest çeker ancak Rahibe sığınarak zehirleyici bir uykuyu ölümü göze alıp kabul eder. Sonuç alamayan korkunç mektup trajedisi nedeniyle uyanıp kocasının cesediyle karşılaşınca, en ufak bir tereddüt yaşamadan Romeo'nun hançeriyle sadakatini taçlandırıp kendini öldürür.
Mercutio
Verona Prensi'nin akrabası ve Romeo'nun en candan, cıvıl cıvıl dostudur. Hiçbir soylu aileye bağlı olmadığı için her iki aile evine de rahatça girip çıkar. Oyunun aklın ve mantıksızlığın uçlarında dolanan zekâ simgesidir. Aşka, kadınlara, rüyalara ve saf romantizme tahammül edemez; bunları keskin nükteleri ve erotik/alaycı imalarıyla durmaksızın hicveder. Tybalt'ın Romeo'yu kışkırtmasına ve Romeo'nun alttan almasına sinirlenerek onur kavgasına kendi girer. Bu arbede sırasında ölümcül yara aldığında bile komikliğini kaybetmez fakat ölürken hem Capulet'lere hem de Montague'lere okuduğu 'Tanrı belasını versin iki ailenin de!' laneti oyundaki kırılma evresini trajedinin kalbine kazır.
Rahip Lawrence
Fransisken mezhebinden olan kutsal peder Lawrence, Verona'da bitkiler ve eczacılık üzerinde yoğun mesai harcayan bilge ve felsefi bir karakterdir. Romeo'nun danıştığı akıl hocası olan Lawrence, iki ailenin yıllanmış düşmanlığını sonlandırmak niyetiyle gençlerin evliliğine yardım ederek riske girer. Olaylar Tybalt'ın ölümü ve sürgün emriyle rayından çıkınca paniklemeyip Juliet'i kurtarmak adına sahte ölüm ve mezara girme planını icat eder. Bu asil niyetli plan, gönderdiği haberci Rahip John'un karantina yüzünden Mantua'ya gidememesiyle mahvolur. Finalde mezarlığa gecikmeli de olsa gelip Romeo'yu ölü bulur ancak korkup Juliet'i yalnız bıraktığı esnada Juliet'in intiharı engellenemez. Toplumu açıklamalarıyla aydınlatsa da dolaylı katil sayılır.
Romeo
Romeo, saygın ve soylu Montague ailesinin tek oğludur. Oyunun başında Rosaline adında bir kıza duyduğu tek taraflı, melankolik aşkı yüzünden acı çeken, geceyle gündüzü birbirine karıştıran depresif bir ergen olarak tanıtılır. Arkadaşları Mercutio ve Benvolio'nun ısrarıyla gizlice katıldığı düşman kurumu Capulet'lerin balosunda Juliet'i gördüğü an gerçek aşkı bulur ve eski yüzeysel sevdasından anında sıyrılır. Hayatının merkezine Juliet'i koyarak iki ailenin kadim nefretini ve ölüm riskini hiçe sayar. Rahip Lawrence'ın hücresinde gizlice evlendikten kısa süre sonra, sokak kavgasına arabulucu olmak isterken can yoldaşı Mercutio'nun kalleşçe ölümüne sebep olan Tybalt'ı intikam hırsıyla öldürür. Bu eylemi onun Verona'dan sürülmesine ve sarmalın başlamasına yol açar. Mantua'da sürgündeyken aldığı yanlış haber sonucunda Juliet'in öldüğünü sanıp ucuza zehir satın alır ve sevgilisinin mezarında inandığı sevda uğruna intihar eder.
Tybalt
Leydi Capulet'in yeğeni, Juliet'in kuzenidir. Katı, ateşli ve kibir dolu bir Capulet temsilcisidir ve oyundaki şiddetin ana motorlarındandır. Baloda Romeo'yu bir Montague mensubu olduğu için fıtratından ötürü teşhis eder ve sesine tahammül edemez; Capulet amcanın uyarısıyla zoraki olarak durdurulur fakat onurunu korumak üzere ertesi gün kılıcını kınından tamamen çeker. Prens'in emrine rağmen Romeo'ya aşağılayıcı sözlerle düello teklif eder; araya giren Mercutio'yu kol altından ölümcül bir yara vererek öldürür. Romeo, dostunun can bedeli olarak Tybalt'ın canını alır. Ölümü, tüm trajedinin sürgünden zehre giden fitilini yakar; çünkü Capulet'ler kendi 'sevgili yeğenleri'nin intikamını öfkeye boğarken Romeo kader kurbanı olmuştur.
William Shakespeare
William Shakespeare 1564'te Stratford-upon-Avon'da doğdu; vaftiz kaydı 26 Nisan tarihini taşır. Babası John Shakespeare eldivenci ve deri işçisiydi, kasaba yönetiminde yükselip 1568'de en üst makam olan bailiff'e seçildi; annesi Mary Arden toprak sahibi bir aileden geliyordu. Kasabanın King's New School'unda Latince, retorik ve Ovidius ile Vergilius okuduğu kabul edilir. On sekiz yaşında, kendinden sekiz yaş büyük Anne Hathaway ile evlendi; Susanna'nın ardından ikizler Hamnet ve Judith doğdu. 1585 ile 1592 arasındaki yıllardan geriye belge kalmadı; bu aralığın sonunda Londra sahnelerinde oyuncu ve yazar olarak anılıyordu. 1592'de Robert Greene onu “başkalarının tüyleriyle süslenmiş bir karga” diye küçümsedi; bu iğneleme, adının çoktan duyulduğunun kanıtı sayılır. Veba yüzünden tiyatroların kapandığı yıllarda Venüs ile Adonis'i yayımlayıp Southampton Kontu'na sundu. 1594'te Lord Chamberlain's Men topluluğuna ortak oldu; 1599'da Globe'un kurucuları arasındaydı ve 1603'te I. James'in tahta çıkmasıyla topluluk King's Men adını aldı. Romeo ve Juliet'i bu yükseliş yıllarında yazdı. 1596'da on bir yaşındaki oğlu Hamnet'i kaybetti, ertesi yıl Stratford'un en büyük evi New Place'i satın aldı. Boş ölçüyü konuşma diline yaklaştırdı; kralla mezarcıyı aynı sahnede, aynı ciddiyetle konuşturdu. Kurulu türlerin sınırlarını gevşetti, komediyle trajediyi iç içe geçirdi. 1616'da, elli iki yaşında Stratford'da öldü ve Holy Trinity Kilisesi'ne gömüldü. Oyunlarının çoğu, 1623'te oyuncu arkadaşları Heminges ile Condell'in derlediği İlk Folyo sayesinde bugüne ulaştı.