Emma — 9 karakter
Emma Woodhouse
Emma, Highbury kasabasının en gözde malikânesi Hartfield'in şımarık, genç ve güzel hanımıdır. Annesi o daha küçükken ölmüş, hayatı boyunca evhamlı ve değişime direnen babası tarafından âdeta bir tapınma objesi gibi büyütülmüştür. Eski mürebbiyesi Miss Taylor'ın tatlı sert eğitimi ardından evden ayrılışı sonrası hayatında büyük bir boşluk oluşur. Kendi zekâsına ve sezgilerine aşırı güvenen Emma, çöpçatanlık yapmaya merak salarak sıradan ama sevimli Harriet Smith'i himayesine alır. Onu kendi dengi olmayan kişilerle evlendirmeye çalışarak büyük bir körlük ve düşüncesizlik örneği sergiler. Yaptığı hatalar yüzünden hem arkadaşının kalbini kırar hem de kendi duygularını keşfetmekte gecikir. Nihayetinde tüm yanlış yönlendirmelerinin farkına varır, kendi kalbinin en eski dostu olan Bay Knightley'e ait olduğunu acı bir yolla anlar. Gururundan sıyrılıp olgunlaşarak hem sevgiyi bulur hem de etrafındakilerin hayatlarını kendi hallerine bırakmayı öğrenir.
Frank Churchill
Frank Churchill, Bay Weston'ın ilk eşinden doğan ancak annesinin ölümünden sonra varlıklı Churchill ailesi tarafından evlat edinilen ve onlarla yaşayan genç bir adamdır. Yirmi üç-yirmi dört yaşlarındaki Frank, Highbury'ye nihayet ayak bastığında yakışıklılığı, neşesi ve beyefendi duruşuyla herkesin (özellikle Emma'nın) başını döndürür. Fakat sevimli yüzünün altında bencil, rahatına düşkün ve hilekâr bir tarafı vardır. Enscombe'daki zengin yengesinin katı vesayeti altındadır ve kendi babasını yıllarca ziyaret etmemiştir. Weymouth'ta gizlice Jane Fairfax ile nişanlanmış olmasına rağmen bu gerçeği dünyadan saklar; durumu örtbas etmek için Highbury'ye geldiğinde dikkati dağıtmak amacıyla Emma ile açıkça flört eder. Davranışları Jane'e acı verir, ortalığı karıştırır ve Bay Knightley'in ondan nefret etmesine neden olur. Ancak Mrs. Churchill'in ölmesiyle bağımsızlığını kazanıp Jane'den özür dileyerek sırrını açığa kavuşturduğunda bir şekilde paçayı kurtarır.
George Knightley
Mr. Knightley, civardaki Donwell Abbey arazisinin sahibi olan, otuz yedi-otuz sekiz yaşlarında, son derece erdemli, açık sözlü ve saygıdeğer bir beyefendidir. Hem yaş hem de mizaç olarak Emma'dan daha olgun olan Knightley, Woodhouse ailesinin en eski ve sadık dostudur. Aynı zamanda Emma'nın ablası Isabella'nın kocasının ağabeyi olduğu için aralarında güçlü bir bağ daha vardır. Romandaki diğer karakterlerin aksine Emma'yı asla pohpohlamaz, onun kusurlarını açıkça yüzüne vuran ve onu doğru yola yöneltmeye çalışan yegâne kişidir. Roman boyunca Emma'nın Harriet'e ve Jane Fairfax'e olan hatalı tavırlarını sert bir dille eleştirir. Başlangıçta Emma'ya karşı adeta bir aile büyüğü gibi yaklaşsa da aslında ona derin, köklü bir aşkla bağlıdır. Kendi duygularının boyutunu Frank Churchill'in köye gelip Emma ile flörtleşmesiyle birlikte kabaran kıskançlığıyla tam olarak keşfeder. Görkemden ziyade dürüstlüğü ve işlevselliği seven biridir; sonunda babasını bırakamayan Emma için kendi evinden vazgeçip Hartfield'e taşınmayı kabul edecek kadar fedakârdır.
Harriet Smith
Harriet Smith, ailesinin kim olduğu bilinmeyen (gayrimeşru doğmuş), Bayan Goddard'ın okulunda yatılı kalan 17 yaşlarında çok saf ve güzel bir kızdır. Özünde çok uysal, tatlı ve iyilik doludur ancak entelektüel veya zihinsel bir altyapısı yoktur. Emma onu çok beğenir ve yetenekten yoksu olsa da onu sosyetik bir kız yapma projesine girişir. Harriet, aslında kendisini gerçekten seven ve ona tam uygun olan Robert Martin isimli çiftçiyi Emma'nın manipülasyonu sonucunda reddeder. Arkasından Emma'nın uygun gördüğü Bay Elton'ın yüksek profiline gözünü diker; ancak Elton tarafından büyük bir küstahlıkla geri çevrilir. Romanın geri kalanında Frank Churchill'e hayranlık duyduğunu Emma zannetse de, Harriet bu kez kendi başına çıtayı daha da yükselterek Mr. Knightley'e âşık olacak kadar bir 'özgüven zehirlenmesi' veya hayalperestlik yaşar. Bu olay Emma için sarsıcı bir uyanış olur. Neyse ki her şey yerine oturduğunda Harriet, kendi sınıfına ve kendisini seven Robert Martin'e dönerek mutlu bir yuva kurar.
Jane Fairfax
Jane Fairfax, kasabadaki yoksul ve geveze Miss Bates'in yetim yeğenidir. İyi yürekli Albay Campbell tarafından, kendi kızıyla eş düzeyde, son derece incelikli ve aristokrat bir eğitim görmek üzere Londra'da büyütülmüştür. Jane yeteneği, kültürü, mükemmel piyano yeteneği ve zarafetiyle Emma'nın tam dengi (kimi konularda ondan daha üstün) biridir ancak malvarlığı olmadığından yakın zamanda fakir bir mürebbiye olarak çalışmaya başlamak gibi acımasız bir kaderi beklemektedir. Weymouth'ta Frank Churchill ile tanışıp gizlice nişanlanmış ve bu büyük sırla akrabalarının yanına, Highbury'ye gelmiştir. Kasabada geçirdiği aylar onun için bir nevi işkenceye dönüşür; hem teyzesinin yoksul evinde kendini sıkışmış hisseder, hem Emma'nın soğuk mesafesine ve imalarına dayanır, hem de sevdiği adamın açıktan Emma ile flört edişini izler. Bu yükle gizlilik içinde hastalanır, hatta nişanı bozup mürebbiyelik görevine gitmeye bile karar verir ancak Frank'in yengesinin ölümü sonrası sır açığa çıkınca rahata ve evliliğe kavuşur.
Mr. Elton
Mr. Elton, Highbury civarına yeni atanmış, bekar, yirmi yedi yaşlarında kibar ve hırslı bir kasaba papazıdır. Emma, bu genç adamı Harriet ile evlendirmek için mükemmel bir aday olarak tasarlar ve Elton'ı sık sık malikaneye davet ederek durumu manipüle eder. Ancak kibirli ve pratik zekalı Elton'ın kafasındaki plan bambaşkadır; o sıradan bir gayrimeşru çocuk olan Harriet'i asla kendine denk görmez; asıl amacı zengin ve saygın Emma'yı elde etmektir. Bir akşam arabada Emma'ya küstah ve pervasız bir aşk ilanı yapar, Emma'dan sert bir ret yiyince gerçek yüzü ortaya çıkar: İntikamcı ve gösterişçi. Kısa bir aradan sonra Bath kasabasında zengin ve kaba Augusta Hawkins ile nişanlanarak geri döner. Karısıyla uyum içinde, Emma'ya ve özellikle yalnız kalmış olan Harriet'e ezici, kaba bir üstten bakma gösterisi sunarak intikam almaya çalışır.
Mrs. Elton (Augusta Hawkins)
Bayan Elton, Bristol tüccar bir aileden gelen ancak kendi köklerini unutup on bin paundluk mirasıyla fazlaca böbürlenen, Bay Elton'ın yeni eşidir. Highbury'ye geldiği ilk andan itibaren görgüsüz, sonradan görme ve patavatsız hareketleriyle dikkat çeker. Sürekli eniştesinin malikânesi Maple Grove'dan ve oradaki asilzadeliklerden (!) bahseder. Emma Woodhouse'un toplumdaki birinci kadın yerini ele geçirmeye çalışır ve haddi olmadan Emma'ya isimleriyle hitap etmeye cüret eder. Daha da fenası, kibar ve kırılgan Jane Fairfax'i bir sosyal prestij aracı olarak görür ve ona zorla mürebbiyelik işi bulmaya kalkışır. Her yerde ön plana çıkmaya çalışan, her konuya dahil olan, zarafetten yoksun kaba bir karakterdir.
Mrs. Weston (Miss Taylor)
Romanın başlangıcında Woodhouse evinden Bay Weston ile evlenerek ayrılan eski mürebbiye Miss Taylor, Emma'nın anne yarısı, öğretmeni ve en yakın dostlarından biridir. Tatlı dilli, şefkatli ve akıllı bir kadındır. Yıllarca Emma'yı yetiştirmiş, ona sadece temel konularda değil ruhsal anlamda da dürüstlük ve incelik katmıştır. Genellikle Emma'nın kusurlarını (özellikle Mr. Knightley kadar açık konuşamayıp) görmezden gelir ya da onu yumuşak bir dille savunur. Kocası Bay Weston'ın sosyal, iyimser yapısıyla çok uyumlu, anlayışlı bir eştir. Ancak Frank Churchill'in sorumsuz davranışları karşısında zaman zaman yorulan ve Emma'yı Frank evlendirip kendi gelini yapmayı hayal eden bir anacıllığı vardır. Romanın ortalarında Jane ve Frank konusunda bazen yanlış çıkarsamalar (özellikle Knightley'in Jane'e ilgi duyduğuna dair) yapsa da saf niyetiyle etrafı yatıştırma görevini üstlenir. Nihayetinde kendi kızını kucağına alarak saf mutluluğa kavuşur.
Mr. Woodhouse
Bay Woodhouse, Emma'nın yaşlı, evhamlı, değişiklikten ve yeni olan her şeyden korkan şefkatli babasıdır. Hartfield Malikanesi'nden dışarı çıkmaktan zerre kadar hoşlanmaz; insan sağlığı ve güvenliği üzerine sayısız takıntısı ve kuruntusu vardır. Etrafındaki kimsenin evlenmesini istemez çünkü evlilik insanları onun alışık olduğu düzenden koparan, çok üzücü ve feci bir olaydır. Aile dostlarına (özellikle Mr. Knightley ve Mrs. Weston'a) büyük bir şefkat bezer, ancak herkesin onun sindirim sistemi kurallarına göre beslenmesini ve yaşamasını ister. Emma onu çok sevdiği ve asla üzmek istemediği için evlenmemeyi bile aklına koymuştur. Ancak hikâyenin sonunda çevresindeki hırsızlık vakalarının onu korkutması sayesinde Mr. Knightley'in Hartfield'e taşınmasını mutlulukla karşılar; zira bu onun için evden biri gitmeden koruyucu bir güç eklenmesi demektir.